TÜRKÜ

sayfa2 sayfa3

  

Temaları ve tınıları itibarı ile ulusal olan, güfte olarakta halk şiirlerinden beslenen ve beste itibarı ile halk ezgileri ile söylenen bir manzum türüdür.
Türkü yakmak, türkü söylemek, türkü çağırmak türkülerin halk dilindeki söylemidir.

Türküler yapı bakımından 2 bölümdür:
1-Türkünün aslı
2-Türkünün nakarat bölümü.

Türkünün asıl bölümüne bent, nakarat bölümüne ise bağlama denilir. Çoban türkülerine kayubaşı, çok dokunaklı türkülere ise bağlama denilir.
Halkın duygularının ,kültürünün ve düşüncelerinin ifadesi olan türküler halkın kendisi tarafından yaratılır.
Köyümüzde çok zengin mani kültürü geleneği olmasına rağmen türküler açısından aynı zenginlikten söz etmek mümkün değildir. Bunun en önemli nedenlerinden biri köyümüzde aşık-ozan geleneği olmamasıdır. Köyümüzde söylenen türkülerin bir çoğu yerli gurbetçiler vasıtası ile dışarıdan gelmiştir. Köyümüze ait olan sınırlı sayıdaki türküler ile, dışarıdan gelen ve eski yıllarda köyümüzde en çok söylenen türkü sözlerine sitemizde az yer verildi. Kırıntı sevdalılarının, dostlarının destek ve yardımları ile kendi türkülerimize sitemizde daha çok yer vermek istiyoruz.

Derleme : Fazlı GÜNDOĞAN

KÖYÜMÜZÜN TÜRKÜLERİ

KIRINTININ BAŞLARI

YÜCE DAĞ BAŞINDA KAR BÖLÜK BÖLÜK

Kırıntının başları
Kan ağlıyor taşları
İsmaili vurdular
Şen ötmüyor kuşları

Karaca ya meclis kuruldu
Akan sular duruldu
İsmaili sorarsan
Saat on da vuruldu

Atımı oynatırla
Suyumu kaynatırlar
Yavrularım küçücek
Vururda ağlatırlar

Üç yüz fişek gezdirdim
Sıra sıra dizdirdim
O zalım düşmanları
Ata ata bezdirdim

Gırandan aşamadım
Aşıp savuşamadım
Babam Kemah da idi
Varıp kavuşamadım

Karım dedi vuruldum
Bende kalkdım doğruldum
Kadınlar sebep oldu
Sağ gözümden vuruldum

Gelin kurşun atalım
Taş ardına yatalım
Atat ata yoruldum
Sağ gözümden vuruldum

Yüce dağ başında kar bölük bölük
Yardan ayrılmışım ciğerim delik
Zaten ben olmuşum yaralı geyik
İşte böyle böyle hal deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül

Yüce dağ başının karı değilim
Her olur olmazın yari değilim
Ben beni bilirsem deli değilim
İşte böyle böyle hal deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül

Yüce dağ başında vardır evliya
Bir dilek diledim kadir Mevlaya
Göçünü yüklemiş gider yaylaya
İşte böyle böyle hal deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül

Aştı şu dağların kervanı aştı
Ak göğsün üstüne çiseler düştü
Şekerin şerbetin hep eller içti
Bir tas soğuk suyun yokmu sevdiğim.
İşte böyle böyle hal deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül

Yüce dağ başında taş ile toprak
Yar bana yollamış gül ile yaprak
Şanına mı düşmüş el ile yatmak
O da her yiğidin harcı değildir.
İşte böyle böyle hal deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül



BÜLBÜLÜ SULADIM

YENİŞTE YOKUŞTA

Bülbülü suladım altun tasınan
Ne günler geçirdim kara yasınan
Ben seni severdim ne havasınan
Örgülüde benim yarim örgülü
Benim yarim anasının bir gülü

Bir kar yağdıda o da nasıl kar idi
Gittiğimiz yollar gayet dar idi
O yolun üstünde felek var idi
Feleğinen benim davam var idi

Başına bağlamış mavili yazma
Yar beni bırakıp gurbete varma
Yazdığın mektubu fırgatlı yazma
Okuyan bulunmaz ar gelir bana

Ördeksiz göllerin avın avlama
Vefasız güzele meyil bağlama
Ben yolcuyum beni yoldan eyleme
Eyleyen bulunur ar gelir bana

Yenişte yokuşta attan inmezdim
Atılan kurşundan geri dönmezdim
Kolumdan vurulsam belki ölmezdim
Ciğerden vuruldum elbet ölürüm.

Alçaktan götürün benim salımı
Görmeyenler görsün benim halımı
İşte böyle böyle hal deli gönül
İster ağla ister gül deli gönül

Belimi verdim gürgen ağcına
Gürgen çürüğümüş dipden devrildi
İşte böyle böyle hal deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül