TÜRKÜ

sayfa1   sayfa3


PINARIN BAŞI

YÜCE DAĞ BAŞI

Pınarın başına güvercin indi
Sallandı sevdiğim atına bindi
Çıkarıp cebinden üç elma verdi
Sandım ki dünyalar hep benim oldu

İşle böyle böyle hal deli gönül
İster ağla ister gül deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül

Ağırdır kalkmıyor kır atın tayı
Çeliktir çekilmez feleğin yayı
Aradım dünyayı nazlı yar deyi
El içinde olan sözden utandım

İşle böyle böyle hal deli gönül
İster ağla ister gül deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül

Çekin kıratımı da binem aşkere
Alem bilir sevdiğimi aşkere
Tellallar çağırsam günde beş kere
Satılmaz kumaşım gözden düşkündür

İşle böyle böyle hal deli gönül
İster ağla ister gül deli gönül
Saçların ağarmış gör deli gönül

Yüce dağ başında bir top gülidim
Yağdı yağmur, esti rüzgar eridim
Evvel yarin sevgülüsü ben idim
Şimdi uzaklardan bakan ben oldum

Yüce dağ başında vardır evliya
Bir dilek diledim ulu mevlaya
Yüklenmiş göçünü gider yaylaya
İşle böyle böyle hal deli gönül

Yüce dağ başının karı değilim
Ben beni bilirsem deli değilim
Her olur olmazın yarı değilim
İşle böyle böyle hal deli gönül

Aştı şu dağların kervanı aştı
Al meme üstüne çiseler düştü
Şekerin şerbetin hep eller içti
Bir tas soğuk suyun var mı sevdiğim



YÜRÜ DİLBER YÜRÜ

YERE VURDUM KAZMAYI

Yürü dilber yürü töremeyesin
Kör olsun gözlerin göremeyesin
Benden başkasına meyil verirsen
Kırıla kolların saramayasın

Yürü dilber yürü kolundan kalma
Her yüze güleni dost olur sanma
Ölümden korkup da geriye durma
Yiğidin alnına yazılan gelir

Yere vurdum kazmayı
Ben aldım o yazmayı
Anandan mı öğrendin
Kapı kapı gezmeyi

Damdan çıktı bir güzel
Damın etrafın gezer
Elinde bir deste gül
Kendi gülünden güzel

Su gelir güldür güldür
Eteğim dolu güldür
Bu anaçak gülmedim
Bundan sonra sen güldür

 

ÇEVRİLİ BOSTAN

 

KORE DAĞLARI

Yüce dağ başında çevrili bostan
Sen beni ettin de dillere destan
Ahırın gelmesin sevdiğim aslan
Dünya malına da değişmem seni

Yüce dağ başında çınar ağacı
Derdim içerdendir yoktur ilacı
Eğer güzel bende gönlük yoğusa
Sen bana kardaş de ben sana bacı

Yüce dağ başında bir fener yanar
Güllerin dalına bülbüller konar
Sanmaki sevdiğim meylimiz söner
Dünya düşman olsa alırım seni

Aşağıdan gelip gelip geçersin
Kanımı kadehe koyar içersin
Ne beni alır ne de vazgeçersin
Sen de bir hayın yara benzersin

Kore dağlarında bir uzun yazı
Elime almışım ben kırık sazı
Sılada ağlıyor o elin kızı
Gel kardeş gezelim Kore dağlarında

Kore'ye geleli onbir ay oldu
Onbir ay içinde gül benzim soldu
Bakın kardeşlerim bana ne oldu
Gel kardeş gezelim Kore dağlarında

Kore dağlarında ot kucak kucak
Ne bilsin Çaynistler Türkler vuracak
Yağmurun yerine dolu yağacak
Gel kardeş gezelim Kore dağlarında

Kore dağlarının yalçın taşları
Başımızda döner ecel kuşları
Nice şehit verdik din kardeşleri
Gel kardeş gezelim Kore dağlarında

Kore dağlarında bir sürü koyun
Benim elbisemi hamamda soyun
Nişanlım duymadan kabire koyun
Gel kardeş gezelim kore dağlarında

Not : Bu türkünün sözleri, 1954 yılında Kore Savaşı'na katılan ve bir yıldan fazla sıcak savaşın içinde kalan köyümüzün eski muhtarlarından Cemal (Hasan) Gündoğan'dan temin edilmiştir.